Çekim Yasası Büyük Bir Yapbozun Küçük Parçası

Evreni düşünüyorum, bütün kainatı… Bana bugüne kadar kitaplarda anlatılmış bütün bilgilerin eksikliğinden şüphe ediyorum! Zihnimi kemiren bir şey var, bütün derinliklerime kadar kemiriyor. Bu düzen, bu kainat, her şeyin eksiksiz bir şekilde, kurulu bir saat gibi işlemesi… Kimilerinin idealleri üzerinde yürürken, kimilerininse dünyanın dibinde yoksulluk sürmesi beni düşündürüyor. Dünya nüfusunun %1 ‘lik kısmının, maddiyatın %99 ‘luk kısmını kontrol etmesi de düşündürüyor beni.

Bundan bir süre öncesinde, bütün bu olup biteni çekim yasasına dayandırdılar. The Secret kitabı milyonlar sattı! Gördük ki, bir çok insanda bu sistem işe yarıyordu, bize öyle gösterilmişti belli ki. Kitabın kapağına hiç baktınız mı bilmiyorum? Mükemmel bir pazarlamaydı. Sanki dünyanın en büyük sırrı bu kitaptı. Peki sizce öyle mi?

Çekim yasası gerçekten işe yarıyor mu? Kimilerine göre evet, kimilerine göreyse tam bir fiyasko. Bu arada kısa bir cümleyle, çekim yasasını özetlemek gerekirse, istediğiniz bir şeyi zaten varmış gibi tasavvur etmek, onunla aynı frekansa girerek koşulların oluşmasını beklemek olarak tanımlanıyor. Yani hayal ediyorsunuz, olduğunu hissediyorsunuz ve oluyor!

”Hayal etmek her şey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimidir”

Albert Einstein

Bazı kesimler, bunun dua ile aynı kapıya çıktığını söylüyorlar. Hatta, bunun yanlış olduğunu, İslamiyet ‘e aykırı olduğunu, evrenden değil yaratıcıdan istenmesi gerektiğini söyleyenler var. Çünkü, bilenler bilir çekim yasasında evrenden istersiniz, İslamiyet ‘te ise bunu Tanrı ‘dan istersiniz. Ama şunu sorabilir miyim? Evrenden isteyenler de, Tanrı ‘dan isteyenler de aynı sonucu alıyorsa… Hangisi doğru? Ya da ikisi de aynı mı?

Müslüman ülkelere baktığımızda, sürekli olarak gördüğümüz şey, yoksulluk, geri kalmışlık gibi istenmeyen durumlar… Batıya baktığımızda teknolojik ve sanayi anlamında gelişmişlik görüyoruz. Zengin insanların yoğunluğunu görüyoruz. Bu durumda yanlış olan bir şeylerin varlığını sanıyorum ki ikimizde görüyoruz. Bu noktada, İslamiyet yüzyıllarca yanlış yorumlanmış olabilir mi?

Benim bahsedeceğim konu aslında çok farklı. Eğer dua da çekim yasası da aynı kapıya çıkıyorsa…Evrenden istemekle, Tanrı ‘dan istemek aynı kapıya çıkıyorsa… Herkes için eşit işleyen bir sistemden bahsedebilir miyiz? Demek istediğim şey şu, bir sistem yaratılmış ve yaratılmış olan bu sistem Tanrı, Yaratıcı tarafından izlemeye alınmış… O kadar mükemmel bir sistem ki! Dokunmaya gerek bile yok… Her şey yerli yerince işliyor. Ama bu sistem çoğu insan tarafından yanlış anlaşılıyor ya da farkına varılmıyor.

Bir adım daha ilerleyelim… Çekim yasasının yerine, duayı koyabiliriz. Ya da dua yerine çekim yasasını. (dini inanışınız veya inanmayışınız konusundaki doğruluğunu göz önüne almıyorum.) Ya da bu ikisi yerine çok farklı, fakat amaç olarak aynı bir çok şeyi koyabiliriz. Aynı sonucu elde edeceğinizden eminim. Şöyle ki;

Çekim yasasında maksat, akıl sağlığı yerinde olan birinin, isteyerek şizofreni yaşamasıdır. Size ait olmayan bir arabayı, size ait olarak hissediyorsunuzdur. Direksiyonu tuttuğunuzu hissedebilirseniz eğer, yaptığınız şey başarıya ulaşmış demektir. Bir süre böyle devam ederseniz… Tasavvur ettiğiniz araba size ait olacaktır.

İslamiyet ‘e göre, elini Allah ‘a açan kimsenin eli boş geri dönmez. Böyle bir söylence vardır. Allah kulunun isteklerini, göz ardı etmez. Fakat doğru edilen dua, tam anlamıyla içten edilendir. Dürüst olursunuz… Samimi olursunuz isteklerinizde, gözlerinizi kapatıp duanızı ederken, onun gerçekten olacağını hissedersiniz. Çünkü Allah ‘a güvenirsiniz! O sizi eliniz boş geri döndürmeyecektir.

Gördüğünüz gibi ikisinde de yapılan şey temelde aynı. Ve ikisi de işe yarıyor. Peki işe yarıyorsa (yaramıyor diyenler olacaktır) bir yanlışlık olamaz mı? Ya da daha yeni söylediğim gibi yaratılmış bir sistem mi var? Ve bu sistem inanana, inanmayana eşit davranıp, doğru hareket edenlerin, yani sisteme uygun davrananların isteklerini yerine mi getiriyor? Bana kalırsa doğru olan bu.

Çekim yasası diye tabir ettiğimiz şey, ya da dua sistemin çok küçük bir parçası. Sadece bir basamağı. Sizlere şunu soruyorum…

1. sorum: Her zaman çekim yasasını uygulamaya motivasyonunuz olabiliyor mu ya da her zaman o ruh haline girebiliyor musunuz? Ya da her zaman aynı içtenlikle dua edebiliyor musunuz?

2. sorum: Evrenin gerçekten bir sırrı var mıdır? Daha önce ya keşfedilmemiş, ya da çok küçük bir azınlık tarafından keşfedilmiş bir anahtar olması söz konusu mu?

3. sorum: Sonsuz diye ifade ettiğimiz kainatın, en büyük sırrının çekim yasası olması mümkün olabilir mi?

Benim bu konuda yaklaşık 3 yıldır geliştirdiğim ve işe yaradığını gördüğüm bir öğretim var. Ve çekim yasasının ya da duanın sistemin çok küçük bir parçası olduğunu düşünüyorum. Yakın bir zaman sonrasında, bahsini geçirdiğim bu öğretimden biraz bahsedeceğim ve bu yazım, düşünmeyi seven okuyucularım için küçük bir başlangıçtı.

Görüşmek üzere,

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 4.3/5 (38 votes cast)
Çekim Yasası Büyük Bir Yapbozun Küçük Parçası, 4.3 out of 5 based on 38 ratings
Aslında yorum yapmanı isterim. Ama yorum yapmasan bile hemen bu yazının üzerindeki rating bölümünde bu yazıyı oylar mısın?

4 fikir paylaşımı var.

  1. Adın 9 Haziran 2014 at 14:05

    Evrenden isteyen de Allah’tan isteyen de istediğine erişiyor, evet doğru ama eksik, dünya nimetlerinin allah katında zerre kadar kıymeti olsa inamayanlara sinek kanadı kadarını nasip etmez derler. Ayrıca birşey elde etmek istediğinizde eşyanın tabiatı gereği yapmanız gerekenleri yaparsanız kozalite gereği bunu elde edebilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında duanın iki yönlü olduğunu unutmamak gerekir, fiili ve sözlü dua, fiili olan kısmını yapan insan aslında zımnen Allah’a da o işin olması için dua etmiş sayılır. Çekim yasası dinden soyutlanırsa insanı sıkıntılara sokabilir, dinimizde birşeyi ısrarla istemek, muhakkak surette duanın kişinin istediği şekilde cevaplanmasını istemek doğru değildir, aslında sır burada, biz hakkımızda neyin hayırlı olup neyin olmadığını bilemeyiz, işimizle ilgili gerekeni yaptıktan sonra tevekkül ederiz, olur veya olmaz o bizim işimiz değil, böyle düşünmek sınırı aşmak olur.

    Ayrıca Allah “dua edin cevap vereyim” buyuruyor, cevap olumlu veya olumsuz olabilir, teşbihte hata olmasın ama çölyak hastası bir çocuk sizden ekmek istese, ağlasa, sızlasa yine vermek istemezsiniz, çünkü onun için istediği şey kendisine zarar verecek, hasta olmasına sebep olacak birşey, kısa vadede üzülür ama uzun vadede menfaatinin nerede olduğunu görüp teselli olur.

    Cevapla
  2. mertcan 19 Ekim 2014 at 03:32

    http://www.twitter.com/mertcanirmakli takip eder misin lütfen ve kendini tanıtırmısın konuşmak istiyorum sizinle.

    Cevapla
  3. Faik 15 Haziran 2015 at 23:36

    Yazı güzel.Bu yasayı anlamsız buluyorum.Fakat konuyu kitap haline getiren yazarın iyi para kazandığı kesin.Tabiki dua yı gözardı etmiyorum.Başarının anahtarı kendi konunuzda bilgi üretmek ve onu ekonomiye entegre etmektir.Çekim yasasını kitaplaştıran yazar gibi.

    Cevapla
  4. Adın 23 Şubat 2016 at 08:30

    Yazınızdan konuyu çok fazla araştırmadığınız ve doğal olarak anlamadığınız belli oluyor.
    Çok yönlü bakmak için algınızı ve bilincinizi genişletmeniz gerekir.Duygu ve düşüncenin birleşimi , beyin dalgaları , enerji , çekim yasası , rezonans , kalbin manyetik alanı gibi birçok konu bir bütünlük içerisinde işleyen bir sistem. Gregg Braden ın aşağıdaki linkteki videosunu izleyin ne demek istediğimi anlamaya başlayacaksınız.
    https://www.youtube.com/watch?v=6zzDfXPbMEQ

    Cevapla

Tartışalım mı? Ya da belki aynı fikirdeyizdir?