Ho’oponopono Öğretisi ve Kendi Deneyimlerim

Kendimi bildim bileli, farklı olan şeylere ihtiyaç hissetmişimdir. Bu ihtiyacım da beni sürekli farklı zihinsel maceralara, farklı deneyimlere itmiştir elbet. Bu yazımda, rastlantı eseri (rastlantılara inanmam) elime aldığım Joe Vitale ‘in Zero Limit kitabında öğrendiğim öğreti olan Ho’oponopono ‘dan bahsedeceğim. Araya kendi deneyimlerimi de katarak.

Nedir bu okunması bile güç olan öğreti Ho’oponopono?

Bu bir Antik Hawai öğretisidir. Kişisel gelişimim ve sizin gelişiminizle doğrudan doğruya alakalı bir şey. Bu öğreti sadece bir kaç cümleyle, kendinizi ve etrafınızdakileri iyi yönde değiştireceğini iddia ediyor. İddia kelimesi sizin içindi. Bana kalırsa bu öğreti sadece bir kaç cümleyi size söyleterek sizi ve çevrenizdekileri değiştiriyor!

Joe Vitale bu öğretiyi, Dr. Ihaleakala Hew Len ‘den öğrenmiş ve Dünya ‘ya aktararak çok büyük bir başarı / para elde etmiştir. Siz de bu öğretiyi, kendi çıkarlarınız doğrultusunda kullanabileceğiniz gibi, bu öğretiyi inkar edebilirsiniz? Saçma sapan olduğunu düşünüp, yolunuza devam edersiniz… Seçim elbette sizin.

Ancak, saçma sapan olduğunu, bunun kitabı almanız için bir para tuzağı olduğunu düşünürseniz size hak verebilirim. Neden mi? Çünkü, bugünlerde kişisel gelişim kitapları o kadar çok yazılıyor ve o kadar çok satıyor ki! Hepsi de, sizin hayatınızı değiştireceğini iddia ediyor. Ama baktığınız zaman, Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insan hala aynı! Hayat dediğimiz şey gerçekten böyle kitaplarla değişebiliyorsa neden bu kadar insan kendisine göre bo*tan olan hayatını değiştirmeye tenezzül etmiyor?

Üç alternatif var, bunlardan birincisi bir şeyi uzun süre deneyecek kadar sabırlı değiliz, ikincisi bo*tan olduğunu düşündüğümüz hayatımız gerçekten öyle değil ve değiştirmeyi hiç istemiyoruz! Üçüncüsü de bu ve bu tarz kitapların hepsi salt para kazanma amacıyla saçmalanarak yazılmış ve insan hayatına kattığı bir şey yok. Siz hangisini seçmek isterseniz seçin, haklısınız. Ama ben kendi seçim hakkımı “A” şıkkından yana kullanacağım. Bir çok insanın bir yöntemi uzunca bir müddet deneyerek sabırlı ve azimli olduğunu düşünmüyorum. Sadece bu konuda değil, bir çok konuda. Ama kişisel gelişim konusunda örnek vermek gerekirse; sanıyorum en büyük örnek The Secret kitabıyla bir çok insana ulaşan “Çekim Yasası”

Neyse, size kitaptan ve öğretiden bahsetmeye devam edeyim. Kitapta 200 sayfaya yakın yazı olmasına rağmen, kitabın ve öğretinin temel konusu, “Seni Seviyorum” ” Beni Affet” “Özür Dilerim” “Teşekkür Ederim”

Bu cümleler hakkında hiç bir fikriniz olmadığını biliyorum, kimi seviyorsunuz, kimi affediyor, kimden özür diliyorsunuz… Ya da teşekkür ettiğiniz kim? Öncelikle sizi bu yöntemi, Joe Vitale ‘ye öğreten kişi olan Dr. Len ‘den bahsedeyim. Dr. Len bu yöntemi, Hawai Hastanesi ‘nde içerisi akıl sağlığı yerinde olmayan, suçlularla dolu ve çoğunluğu gözetim altında tutulan bir akıl hastalıkları koğuşunda uyguluyor. Dr. Len 4 yıl boyunca, o hastanede terapist olarak görev yapıyor. Ve hastaların hiç birini dahi görmeden tedavi ediyor! İnanılmaz değil mi?

Daha öncesinde, ilaçla sakinleştirilen hastaların, ilaç dozları azaltılıyor, gözetim altında tutulan hastalar gözetimden çıkartılıyor… Daha önceleri sürekli sağlık izni bahanesiyle hastaneye dahi gelmek istemeyen çalışanlar, düzenli olarak gelmeye başlıyor. Ve bir süre geçtikten sonra da o koğuş kapatılıyor!

Bütün bunların hepsi, sadece odasında oturup bu yöntemi uygulayan Dr. Len sayesinde ve kendisi hiç bir hastanın yüzünü dahi görmüyor. Tek yaptığı şey, odasında oturup seni seviyorum-beni affet-özür dilerim-teşekkür ederim mantrasını tekrarlamam. Enteresan değil mi. Peki bu kelimelerin özü aslında nedir?

Etrafımızda gelişen bütün olayların bizim zihnimiz dolayısıyla gerçekleştiğini söylüyor Dr. Len . Yani çevremizden birisi hırsızlık yapıyorsa, bunun sorumluluğu bize ait. Etrafımızda gerçekleşen kötü ve iyi olayların hepsi bizim sorumluluğumuzda! Bundan dolayı, bu problemi yine kendi zihnimizde çözümlüyoruz bu yöntemle. Beni affet diyoruz, af diliyoruz kendimizden. Zihnimizle barışıyoruz… Seni seviyorum dediğimizde kendimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim derken sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Kendimizle barışmak gibi düşünebilirsiniz? Yani olay bütün her şeyin bizim sorumluluğumuzda olduğunu kabul etmekte. Ve teşekkür ederim derken, zihnimizin bize yaşattığı kötü şeyler için bile teşekkür ediyoruz. Bunu yaptığımızda, otomatik olarak etrafımızda kötü olan şeyler, iyileşmeye başlıyor. Ben defalarca denedim ve inanılmaz şekilde başarılı oldu. Halbuki bu cümleleri söylemekten başka hiçbir şey yapmamıştım? Daha iyi anlamanız için bir örnek kullanım sunayım;

Diyelim ki, A kişisinin bize karşı olan davranışları hoşumuza gitmiyor ve bunu düzeltmek istiyoruz. Burada içimizden sürekli tekrarlayacağımız şey; ” A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim.

Diyelim ki, maddi durumumuz çok da iyi değil ve biz bunu düzeltmek istiyoruz. Bunun için içimizden sürekli diyoruz ki; ” Maddi durumumun iyi olmasına engel olan şey, içimde her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim.

“Her neyse” diyoruz dikkat ettiyseniz, çünkü içimizde yaşadığımız duruma sebep olan şeyin ne olduğuna dair en ufak bir fikrimiz yok! Ve biz bu şeye onu sevdiğimizi söylüyoruz. Mantığı anladınız sanıyorum. Daha fazla bilgi isterseniz, Joe Vitale ‘nin Zero Limit kitabını okuyabilirsiniz.

Evet değerli okuyucum! Yanlış duymadın… Bu cümleleri kendi içinden bir müddet söylemeye devam eder ve hayatın boyunca da söylersen, hayatın değişecek! İnandınız mı? Ben inandım. Ama birisi gelse bana dese ki, kendi kendine Seni Seviyorum Beni Affet” “Özür Dilerim” “Teşekkür Ederim diye söyle, inanır gibi yapardım belki, ya da ne saçmalıyorsun sen derdim! Ne saçmalıyorsun? Benim o saçma sapan hayatımı bu cümleler değiştirmeye yeter mi?

Sizce yeter mi?

Böyle düşündüğümüzde elbette yetmez. Önemli olan bir öğreti varsa, zihnimizde önce onun mantığını oturtmak. Bu hangi öğreti olursa olsun.

Ayrıca kişisel gelişim kitaplarının şöyle bir etkisi var. O kadar çok cümle ve o kadar çok sayfa size umut vadeder ve sizi etkisi altına alır ki, mükemmel bir motivasyona sahip olursunuz. Ve kitapta anlatılan yöntemi o motivasyonla uygulamaya başlarsınız. Etkisini gördüğünüz olur, görmediğiniz olur… Ama çoğu insan Aman Allah ‘ım der! Bu yöntem işe yarıyor. Aradan bir kaç hafta geçer, tıs…. Bir balon gibi söner, her şeyi unutursunuz. Halbuki yöntem işe yaramıştı?

Burada ana problem, sizdeki heyecanın kaybolmasıdır. Bu heyecan kaybolduğunda, artık hiçbir şey işe yaramaz. Üzgünüm.

Peki… Başarıya ulaşanlar, parayı çekenler, doruk noktalara kadar gidenler, bunu nasıl yapıyor? Sanıyorum ki bunun cevabını verdim. “Motivasyon” “Heyecan ” O frekansa girmek” Evet! Eğer her şeyin iyi olacağı, evrenle bütün olacağınız, her şeyi yapacağınıza inandığınız o frekansa girer ve kontrollü olursanız, ve orada kalmayı başarırsanız… Bir kişisel gelişim kitabı da siz yazarsınız!  Siz neden bir Robin Sharma, Joe Vitale olamayasınız ki? İşin özü “o frekansta” kalmak ve bunu devam ettirmek. Ondan sonrasında, hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, isterseniz kendi yönteminizi bulun, işe yarayacaktır!

Bir başka yazımda görüşmek üzere…

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 4.4/5 (564 votes cast)
Ho'oponopono Öğretisi ve Kendi Deneyimlerim, 4.4 out of 5 based on 564 ratings
Aslında yorum yapmanı isterim. Ama yorum yapmasan bile hemen bu yazının üzerindeki rating bölümünde bu yazıyı oylar mısın?

24 fikir paylaşımı var.

  1. Muhittin Yeşilçiçek 24 Aralık 2013 at 04:37

    Kitabı ben de okudum ve beni de çok ektiledi. Hatta uyguluyorum. Ufak tefek bazı değişiklikler oldu. Israrlı ve sabırlı olduğunuzda her yöntemin işe yaradığını görürsünüz. Bu da çekim yasasını harekete geçiren bir yöntemdir. Zihninizi bir konuda canlı tuttuğunuz sürece o konuda mutlaka birşeyler oluyor. Allah’ta bize Kur-an’da duamızda israrcı ve samimi olmamızı istemektedir. Bir şeyi elde etmeniz ne kadar istediğinize bağlıdır.

    Cevapla
    • Utku YILMAZ 3 Şubat 2014 at 10:31

      Yorumunuza kesinlikle katılıyorum. Asıl mesele, ısrar, sabır ve motivasyonu korumak. Sonuç itibariyle zihnimizi sürekli olarak bir şeye odaklıyoruz ve onlarca şeyle dahi ilgilensek, odaklanma devam etmeli. Çekim yasasına atıfta bulunmuşsunuz, çekim yasasının da zaten temelinde bir şeyi zaten olmuş gibi hissetmek / yaşamak yatıyor. Ho ‘oponopono ‘nun da çekim yasasını sizin de dediğiniz gibi harekete geçirdiğini düşünüyorum.

      Cevapla
  2. tuğba 16 Mayıs 2014 at 11:05

    Evet …bende hic birsey söylemeden sadece bu 4 cümleyi tekrarlıyorum ve öyle anlar oluyoki aklimdan öylesine geçirdigim yada şöyle olsa dedigim seyler oluveriyor.sanırım burdaki püf nokta beklentisiz olmak arın arın arın senin icin iyi olan sen farkina varmadan olucak…

    Cevapla
  3. Eren 20 Haziran 2014 at 09:23

    Merhaba, ratingin altında sizin yorumu okuyunca yorum yapmadan geçmek istemedim 🙂 Kitabı ben de okumuştum, çok güzel özetlemişsiniz bu arada. Emeğinize sağlık. Bu yazıyı benim yorumumdan sonra okuyacak olanlara bir önerim olacak. Dediğiniz gibi yazınızda ben de A şıkkını seçerdim. Okumayı sevmiyoruz malesef. Anca çok dara düşüp çaresiz kaldığımızda dualara sarılıp binlerce kez okunan dualar arıyoruz hemen. (Yanlış anlaşılmasın, kalben inanarak yapılan ister ibadet deyin ister pozitif düşünce ya da başka bir şeyin mutlaka tesirini göstereceğine inanıyorum) Onun haricinde bizi tıkayan, elimizden bir şey gelmeyen sorunlarımız için bir şey de yapamıyor, çaresizce ümit ediyoruz, dua ediyoruz. O çaresizlik içinde tüm gayretimizin saflığının, temizliğinin derecesinin farkında olamıyoruz. Tek odak noktamız Allah’ım bir an önce hallolsa şu dileğim gibi bir şey oluyor. Kitapla ve tecrübeyle ilgili aslında önerim. Fazla uzattığım için kusura bakmayın. Kitap, tekniği anlatırken koşulsuz ve içten bir şekilde cümlelerin tekrarlanmasına vurgu yapıyor. Önemli olanın sizin de belirttiğiniz gibi kişinin kendini sevmesi, affetmesi, kendine teşekkür edip kendinden özür dilemesi bi anlamda. Kendinizle barıştığınızda çevrenizle ve tecrübelerinizle de (iyi ya da kötü) barışıyorsunuz. Yine fazla uzatmadan, ben harika bir şey tecrübe ettim bu sayede (maddiyat ya da sevgili ile falan ilgili değildi) Tüm samimiyetimle söylüyorum sevgili okuyucu işe yarıyor. Ancak hiç bırakmamak gerektiğine inanıyorum. Her gün olmasa bile aklımıza geldikçe her hangi bir şey için bile o cümleleri tekrarlamalıyız. Belki ısrarla devam etseydim, bugün bir kaç gündür canımı sıkan olayı tecrübe etmemiş olabilirdim. Ama sağlık olsun, bu sayfadaki yazıyı görüp yorumumu sizlerle paylaşmama vesile oldu ve bence güzel bişey. Dediğim gibi umarım yazıyı şu andan itibaren okuyacak olanlar yorumları es geçmez. Yeniden bırakmamak üzere başlıyorum ve inşallah en kısa sürede yeni tecrübemin olumlu sonucunu da sizlerle paylaşırım. Hoşçakalın.

    Cevapla
  4. Hakan 27 Haziran 2014 at 07:00

    Gerçekten ne düşündüğümü merak ettiğinizi geçtim, yorumumun yayınlanmasına dahi tahammülünüzün olmadığını, ne kadar egosu yüksek bi adam(!) olduğunuzu görmüş oldum. Sahi o yorumda ne vardı da yayınlamama gereği hissettiniz? Delikanlı gibi soruyorum, hani tanıma uzak değilseniz =) bi lütfedin ve cevap verin.

    Cevapla
    • Utku YILMAZ 28 Ağustos 2014 at 17:25

      Açıkça söylemek gerekirse, uzun zamandır bu blogla ilgilenme fırsatı bulamıyordum. Ama söylediklerinizde haklısınız, eğer bu blog açıldıysa ilgilenilmeli de. O kadar emek verip, onca şey yazmışsınız. Bunu aradan 2 ay geçtikten sonra okuyup onaylıyor olmam benim kabahatim. Lütfen özrümü kabul edin. Sevgilerimle…

      Cevapla
  5. Müfit 16 Kasım 2014 at 22:02

    Bu öğretinin adını çok duydum ama hiç uygulamadım, açıklamasını bile dinlemedim, kim bilir belki zamanı değildi.Bu yazını okuduğuma göre sevgili kardeşim zamanı geldi diye düşünüyorum. Uygulamaya başladım, değişiklikleri yakında bildiririm umarım,teşekkürler, başarılar..:)

    Cevapla
  6. Adın 4 Aralık 2014 at 16:34

    Merhabalar, bence bu kitap da kendinden arınma değil, seni yaratandan arınmayı açıklıyor. Yani alt benlkte ki yaratılandan arınmayı kastediyor. Bu kelimeleri kendimize değil Yaratana söylüyoruz bence….. aynı zamanda bundan sonra yazdığı uyanış kursu isimli kitapta da anlattığı gibi başarı ve dünyanın temel noktası arınmakla alakalı olduğu düşüncesindeyim.

    Cevapla
    • Niyazi 24 Ocak 2017 at 16:22

      Merhaba,

      Kitabı şirket doktorumuzun tavsiyesi ile okudum.Uygulamaya başladım , ufak tefek mucizelere de tanık oldum.Bu dört kelimeyi yaratıcıya ve arınmak istediğimiz niyet, düşünce ve bilinçaltındaki olumsuzluklara hitaben söylediğimizi anladım.

      Sevgiler

      Cevapla
  7. masal 20 Ocak 2015 at 23:20

    bireysel olarak kendimizle barıştık, bireysel sıkıntılarımızın kabuslarından arındık diyelim, pekiyi bu yöntem dünyadaki kıyıma ne diyor? bu kıyıma neden olan ekonomiyi yönetme uğruna dünyanın önemli bir çoğunluğunu açlığa, savaşa, soykırıma iten sınıfa ne diyor? evet, ben çok arındım, seni seviyorum, beni affet…kişisel gelişim, kişisel arınma bana çok kişisel geliyor….

    Cevapla
  8. loveandsmile 6 Temmuz 2015 at 14:28

    Ordan burdan duymuştum.. ara sıra yapıyordum 🙂
    ben sözlerin etkisine gücüne sonsuz inanıyorum.. ve o yüzden tatlı dilli olmaya gayret ederim şükür ki yapım da müsait 🙂
    yazı için teşekkürler,

    Cevapla
  9. Nilüfer 2 Eylül 2015 at 18:12

    Gerçekten güzel.. Teşekkür ederim

    Cevapla
  10. filiz 28 Eylül 2015 at 21:48

    ben Nisan 2012 de İstanbulda yapılan bir Ho’Oponopono seminerinde İhale Akala Hew Len den öğretiyi bizzat öğrenmek şansını buldum ve sürekli uyguluyorum. Evrende her şey enerjiden oluşur ve her şeyin enerjisi sürekli birbirini etkiler. yaşadığımız ya da bize yansıyan her olayın enerjisi bizim varlığımızda bir iz bırakır. işte biz yaşamda ya varlığımızdaki bu kayıtların enerjisini yansıtarak hareket ederiz. ya da esinlenme denilen ilahi yanımızla karar veririz. Aslolan bilinçaltınızdaki milyonlarca kayıtı temizleyerek esinlenme ile yaşamaktır. siz sizdeki kayıtları temizlediğinizde başka kişilerdeki benzer kayıtlarda temizlenecektir.

    Cevapla
    • Niyazi 24 Ocak 2017 at 16:32

      Filiz Hanım merhaba,

      Bu seminere katılım sağlayabildiğiniz için çok şanslı olduğunuzu söylemeliyim. Doğrudan tanışma ve sorular yöneltme şansınız olmuştur muhakkak. Benimde size bu öğreti hakkımda bir kaç sorum olacak izin verirseniz.

      Sevgiler

      Cevapla
  11. Serdar özçelik 6 Ocak 2016 at 20:48

    İlgili makaleniz için çok teşekkür ederim. Dün bitirdim kitabı ama tamamen ne demek istediğini anlamamıştım ki araştırmaya başladım çok güzel açıklamışsnız ve andan itibaren uygulamaya başlıyorum teşekkürler…

    Cevapla
  12. Kemal BUDAK 24 Ocak 2016 at 21:48

    Çok teşekkürler, çok değerli bir paylaşım, elinize sağlık, çok beğendim.

    Cevapla
  13. Şener KÖKSAL 19 Mart 2016 at 08:21

    Bahsi geçen kitabı okudum. Uzun detaylarla dolu ama vermesi gereken mesajları ve metodu aralara serpiştirmiş. Bu satırlardan oluşan bir özet çıkardım. Sonra bu konu ile ilgili değişik yerlerden yorumları, eleştirileri okudum. Verilmek istenen mantığı kavramaya ve kabullenmeye çalıştım. Sizin yorumunuzda kısa öz ama etkileyici sayfalar dolusu anlatılanlar damardan iki örnek ile de pekiştirerek vermişsiniz. Metodu bir aydan fazladır uyguluyorum. Dediğiniz gibi çok fazla bilgi aktarımı var kimisi birbiri ile çelişiyor ya da uygulamada zorlanıyorsunuz. Ya da sizi yoruyor. Bu teknik çok sempatik özü kavradığınızda uygulama sizi yormadığı gibi enerjinizi yükseltiyor. Evde yolda birini dinlerken hatta televizyon seyrederken hatta kitap okurken ara verdiğinizde sevinçli olduğunuz da kızdığınızda her an uygulayabileceğiniz bir çalışma. Etkilerini kesinlikle hissediyorum. Zaten kolay seven, şükreden ve kabullenen biriydim bu teknik ile bütünleşmem zor olmadı. Yorumunuz tespitlerin üzerine baharat etkisi yaptı. Teşekkürler ….

    Cevapla
  14. Lily Grint 15 Nisan 2016 at 03:21

    Merhaba. Kitabı okudum fakat anlayamadığım bişey var. Bu cümleleri tekrarlarken inanarak hissederek mi söylememiz gerekiyor? Yani “özür dilerim”derken o sorumluluk hissiyatını ve ya “seni seviyorum” derken o sevgiyi içimizde hissetmemiz mi lazım işe yaraması için? Eğer öyleyse çok yorucu, çünkü insanın problem yaşadığı anda zaten duygularını yönetmesi zor oluyor. O an bir de sevgi veya teşekkür enerjisini içinde hissetmeye çalışması için fazladan efor sarfetmesi gerekiyor-ki başarsa bile uzun vadede ne kadar sürdürebilir bunu… Aklıma takılmıştı, sormak istedim:) Çok teşekkürler şimdiden.

    Cevapla
  15. Pınar 8 Temmuz 2016 at 20:42

    Ben insanın pozitif ya da negatif oluşunu genetik kodlara bağlıyorum hatta kendi aile kuşağınızı gözlemlerseniz bunun böyle olduğuna kanaat getirebilirsiniz,bazı insanlar ne yaparsanız yapın çok negaitif ve karamsarlar,bundan vazgeçemiyorlar aslında bundan besleniyorlar bu yüzden olumlamalar ben de dahil.bir çok insana saçma geliyor,ne kadar çok tekrarlarsam beynimde bunun böyle olmadığını ve aksini kanıtlamaya çalışıyor bana ve her şey daha kötü bir hal alıyor,insan iradeli v sabrlı olduğu sürece elde edemeyeceği şey yoktur aslında önemli olan insana bu disiplini kazandırmak ,milyonlarca farklı insann modelinin olduğu dünya da bu yöntem herkes için geçerli değildir,kitabbı almayyın bütün konu bundan ibaret bütün kişisel gelişim kitapları da. Aynı.şyi söyler

    Cevapla
  16. naciye 18 Ağustos 2016 at 13:50

    A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını ilk gün 1defa söylüyoruz daha sonrada seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. kısmını gün içinde sınırsız söylüyoruz 2. gün yine A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını 1 defa söylüyor daha sonrada seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. kısmını gün içinde sınırsız söylüyoruz doğrumudur birşey daha aklıma takıldı anlatığım gibi yaptık seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim kısımını 100 kere tekrarladım diyelim lavaboya gitik telefonla konuştuk felan arada bölündü felan diyelim her defasında A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, kısmını terarlıyacakmıyız gün içinde

    Cevapla
  17. hbb 20 Ekim 2016 at 15:26

    Merhabalar,
    Uzun süredir ben de kisisel gelisim uzerine okumalar arastirmalar yapıyorum. Okuduğum herşey insanin kendisini sevmesi ve sonrasinda bu sevginin bütün kainata ulastirilmasi yönünde. Kendimizi sevmek ve kendimizi affetmek kainattaki bolluğun ve bereketin hayatimiza akmasina engel olan bütün bloklari kaldirir. Aslinda tek aradigimiz sevgi. Birinden yardim isterken iş ararken evlenirken çocuk isterken; tek istediğim sevgi ve bunun önceicerde baslamasi lazim. Bu ogreti ile icimizdeki olumsuz inanc kaliplari hatiralar veya kızgınlık kirginlik gibi duygu tortularindan dolayi hayatimiza çektiğimiz seyler icin icimizdeki saf sevgi ışığı olan çocuktan Özür dileyip sevgimizi ifade ederek ozgurlesmemizi sağlıyor. Ben de uygulamaya çalışıyorum. Herkese ruhsal gelisiminde iç huzuru dilerim. Sevgiyle.

    Cevapla
  18. Sagdun Arık 11 Aralık 2016 at 21:09

    Utku Bey,heyecanla bloga girdim. Kendi deneyimlerinizi okumak üzere. Ancak burada hooponopono nun ne olup olmadığı üzerine bilgilendirici yazılar ile niçin uygulamakta noksan kaldığımız üzerine yazdığınız görüşlerden başka deneyim adına bir tek cümleye rastlayamadım. Yazının devamı başka bir sayfada mı acaba?

    Cevapla
    • Utku YILMAZ 13 Aralık 2016 at 01:39

      Selamlar… Maalesef vakit ayıramadığımdan dolayı uzunca bir zamandır yazı yazmıyorum. Blogla ilgilenemiyorum. Kısa süre sonrasında yeniden yazmaya başlamak için planlar yaptım. 🙂 Umarım başarılı olurum… Ho’oponopono ile ilgili şu an mevcut tek yazı bu. Kendinize iyi bakın!

      Cevapla
  19. gulden 7 Temmuz 2017 at 00:31

    Yıllar önce denemiş bırakmıştım, hazır değilmişim. Bir süredir uyguluyorum. Şaşılası mucizeler oluyor.

    Cevapla

Tartışalım mı? Ya da belki aynı fikirdeyizdir?